Gayb Ve Garb

Gayb Ve Garb

Sen sen ol, kelimeleri hafife alma! Onları yaratan olsan bile seni yok edebilirler.Kelimeler ağzından çıktığı an kontrolünden de çıkar. Kelimelerin zehri keskindir. Hatip bile olsan onlarla oynayamazsın.
duyur:

Tarihe geçen fotoğraflar
Holodomor… Ukrayna dilinde “açlıkla ölmek” anlamına geliyor ve Ukrayna’nın soykırım olarak saydığı büyük bir olay… Dünyada pek bilinmese de insanlık tarihinin en büyük felaketlerinden biridir ve Ukraynalılar için en az 2. Dünya Savaşı kadar iz bırakmış önemli bir vaka. Holodomor, 1932-33 yıllarında, kıtlık nedeniyle Sovyetler Birliği’nde özellikle bugünkü Ukrayna’da ve Rusya’nın tarım zengini Kuban Bölgesi’nde milyonlarca insanın ölmesine neden oldu.

duyur:

Tarihe geçen fotoğraflar

Holodomor… Ukrayna dilinde “açlıkla ölmek” anlamına geliyor ve Ukrayna’nın soykırım olarak saydığı büyük bir olay… Dünyada pek bilinmese de insanlık tarihinin en büyük felaketlerinden biridir ve Ukraynalılar için en az 2. Dünya Savaşı kadar iz bırakmış önemli bir vaka. Holodomor, 1932-33 yıllarında, kıtlık nedeniyle Sovyetler Birliğinde özellikle bugünkü Ukrayna’da ve Rusya’nın tarım zengini Kuban Bölgesi’nde milyonlarca insanın ölmesine neden oldu.

Nine - Be Italian

Carmen: Habanera

FİLM ÖNERİSİ: THE NORMAL HEART
Tiyatro oyunu The Normal Heart’ın tv filmi uyarlaması olan yapıtta 80’li yıllarda salgın şeklinde yayılan AIDS virüsüne karşı başlattığı kampanyayla dikkat çeken aktivist yazar Ned Weeks’in hikayesini konu ediniyor. Ned Weeks, erkek arkadaşı Felix ile birlikte bu virüse ve insanların kafalarındaki AIDS imajına karşı esaslı bir başkaldırış öyküsünü ortaya çıkarırlar. Dünyaya göstermeye çalıştıkları şeylerden biri de insanların zannettiğinin aksine AIDS’in eşcinsel birliktelikten doğan bir hastalık olmadığı gerçeğidir. Ned Weeks, kendi adımlarıyla başlattığı bu mücadelede, hastalığa karşı savaşan bir grubu da kurarak önemli bir figüre dönüşür.

FİLM ÖNERİSİ: THE NORMAL HEART

Tiyatro oyunu The Normal Heart’ın tv filmi uyarlaması olan yapıtta 80’li yıllarda salgın şeklinde yayılan AIDS virüsüne karşı başlattığı kampanyayla dikkat çeken aktivist yazar Ned Weeks’in hikayesini konu ediniyor. Ned Weeks, erkek arkadaşı Felix ile birlikte bu virüse ve insanların kafalarındaki AIDS imajına karşı esaslı bir başkaldırış öyküsünü ortaya çıkarırlar. Dünyaya göstermeye çalıştıkları şeylerden biri de insanların zannettiğinin aksine AIDS’in eşcinsel birliktelikten doğan bir hastalık olmadığı gerçeğidir. Ned Weeks, kendi adımlarıyla başlattığı bu mücadelede, hastalığa karşı savaşan bir grubu da kurarak önemli bir figüre dönüşür.

1910 KÖPEK TEHCİRİ
İstanbul’daki sokak köpekleri toplanıp 1910 yılında Hayırsız Ada’ya bırakılmıştı. Sayıları on binleri bulan köpeklerin üzerinde ot bitmeyen bu adada yaşamaya (aslında ölmeye) mahkum edilmesi basının da ilgi odağı olmuştu. Servet-i Fünun’un bir muhabiri adadaki köpekleri yerinde görerek fotoğraflı bir haber haline getirmiş ve “Karabatak” imzasıyla 30 Haziran 1910 tarihli sayıda yayınlanmıştı. Adayı dolaşan muhabir dayanılmaz bir koku ve sinek istilası altında hızlı bir ziyaret yapmış, fotoğraflar çekmiş ve geri dönmüştür. Muhabirin yazdığına göre; adada köpeklere belediye görevlilerinin çuvallar içinde getirdiği ekmekler verilmekte, adadaki bir kuyudan çekilen su ile köpeklerin susuzluğu giderilmeye çalışılmaktaydı. Muhabirin dikkatini çeken bir diğer husus, adanın kayalık tepesinde sıralanmış ve hepsinin kafaları İstanbul yönüne çevrilmiş, kıpırdamadan sürekli o tarafa bakan köpeklerin görüntüsüydü! 
(Bunun sonucu olarak 80 bine yakın köpek itlaf edilmiştir.)

1910 KÖPEK TEHCİRİ

İstanbul’daki sokak köpekleri toplanıp 1910 yılında Hayırsız Ada’ya bırakılmıştı. Sayıları on binleri bulan köpeklerin üzerinde ot bitmeyen bu adada yaşamaya (aslında ölmeye) mahkum edilmesi basının da ilgi odağı olmuştu. Servet-i Fünun’un bir muhabiri adadaki köpekleri yerinde görerek fotoğraflı bir haber haline getirmiş ve “Karabatak” imzasıyla 30 Haziran 1910 tarihli sayıda yayınlanmıştı. Adayı dolaşan muhabir dayanılmaz bir koku ve sinek istilası altında hızlı bir ziyaret yapmış, fotoğraflar çekmiş ve geri dönmüştür. Muhabirin yazdığına göre; adada köpeklere belediye görevlilerinin çuvallar içinde getirdiği ekmekler verilmekte, adadaki bir kuyudan çekilen su ile köpeklerin susuzluğu giderilmeye çalışılmaktaydı. Muhabirin dikkatini çeken bir diğer husus, adanın kayalık tepesinde sıralanmış ve hepsinin kafaları İstanbul yönüne çevrilmiş, kıpırdamadan sürekli o tarafa bakan köpeklerin görüntüsüydü! 

(Bunun sonucu olarak 80 bine yakın köpek itlaf edilmiştir.)

Performans sanatı, ülkemizde adını henüz yeni yeni zikrettiğimiz bir uğraş. Uğraş diyorum zira performans adı altında yapılan işlerin sanat olduğu benim için tartışmalı bir konu. Ancak bu uğraşın kökenleri ta 1960’lı yıllara uzanıyor ve “modern” diye tabir edebileceğimiz ülkelerin performansçıları da bu konuda olabildiğince cüretkar olabiliyor.Kanadalı performans sanatçısı Brent Ray Fraser bunlardan yalnızca biri. Fraser, penisini kullanarak Hz. İsa portresi çizmek kadar işi ileri götürüyor hatta bununla da yetinmiyor internet üzerinden vücut kıllarını, spremlerini satışa sunuyor. Ne diyelim allah kolaylık versin. 

First Kiss adlı proje ile birbirini tanımayan gönüllü kişiler kameralar karşısında öpüşmüş ortaya renkli görüntüler çıkmıştı hatırlarsınız. Çokça sosyal paylaşım sitelerinde de yer bulmuş izleyenlerin beğenisini kazanmıştı. Türkiye’de de neden olmasın düşüncesi meydana gelirken aynı temalı video yayınlandı bile. 

Aklımıza kazınmış pek çok popüler filmde kadınların rol aldığı sahneleri eğer erkekler oynasaydı nasıl olurdu diye yola çıkan Buzfeed ortaya böyle bir iş çıkarmış.

ben seni çok kötü kıran eşşeğin biriyim ve nasıl özürdileyecem bilmiyorum eviriyorum çeviriyorum ama sana geri zamanı hızlı bir şekilde geriye alabirim demeyi çok isterdim ama yapamıyorum kelimelerin gücü çok güçlü ama ben onlarla oynamaya yetenekli bir kalem değilim o kalemin gücü sana bahşedilmiş sence ne yapmalıyım kalem perisi
Anonim

Pişmanlıklara çare yok anonim. Ne sebeple, hangi suretle buna kalkıştın ve başardın bilmiyorum. Beni kırabilmiş isen buna müsade etmişimdir. Şimdi bu pişmanlığı yaşayan kişinin satırlarının kime ait olduğunu bile tahmin edemiyorsam “unuttum gitti” diyerek, yoluma devam etmişimdir. Nerede toplanır acılar bilmem, tek bildiğim sürekli hafızasını tazelediğim. Başka türlü başa çıkamazdım bu kadar kırgınlıkla. Sürekli yenileri eklenirken üstelik… Gelgelelim zaman olan biteniyle birlikte yitip gitti, afilli cümlelere itimadım kalmadı. Samimi bir özrü sayfalarca yazılmış fiyakalı cümlelere yeğlerim. Geliyorsa içinden, yapabiliyorsan eğer anonim kostümünü soyup öyle yaz yazabildiğince.

(hrdbeautiful gönderdi)

Herkes içinde neyin sebep olduğunu bilmediği bir boşluğa gebe. Bu boşluğun neden kaynaklandığını bilmeyen aşk’ı boşluğuna tıpa sayıyor.